Kendi Kendine Öğrenme: Bir Konuyu Sıfırdan Öğrenme Planı
Kaynak bolluğu öğrenmeyi kolaylaştırmıyor, zorlaştırıyor. Dar hedef, tek ana kaynak, her oturumda uygulama ve düzenli kısa çalışmaya dayanan sade bir öğrenme planı.
Derya Akıncı 4 dk okuma
Bir konuyu kendi başına öğrenmek, eskisine göre çok daha mümkün ama bir o kadar da kafa karıştırıcı hale geldi. Kaynak sıkıntısı yok; asıl sıkıntı, nereden başlanacağını ve neyin atlanabileceğini bilmemek. Çoğu kişi hevesle başlar, ilk haftada onlarca kaynak biriktirir, ardından hangisine devam edeceğine karar veremediği için bırakır. Oysa kendi kendine öğrenmenin işe yarayan hali, kaynak bolluğuna değil sade bir plana dayanır.
Önce Hedefi Daraltmak
"Gitar öğrenmek", "İngilizce öğrenmek" ya da "yazılım öğrenmek" gibi hedefler kulağa net gelse de aslında sınırsızdır. Bitiş çizgisi olmayan bir hedef, ilerlemenin ölçülmesini imkânsız kılar. Bunun yerine somut ve tamamlanabilir bir çıktı belirlemek gerekir: belirli bir parçayı baştan sona çalabilmek, bir konuda on dakikalık konuşma yapabilmek, çalışan küçük bir program yazabilmek gibi.
Somut hedefin ikinci faydası, gereksiz konuları eleyebilmektir. Hedef netleştiğinde hangi bilginin şimdi gerekli, hangisinin sonraya bırakılabilir olduğu görünür hale gelir. Kendi kendine öğrenenlerin en çok zaman kaybettiği yer, henüz ihtiyaç duymadıkları konuların derinliğinde boğulmalarıdır.
Kaynak Seçiminde Azı Seçmek
İyi bir plan, çok kaynakla değil az kaynakla kurulur. Bir ana kaynak seçmek ve onu baştan sona bitirmek, beş kaynağın başlangıç bölümlerini gezmekten çok daha verimlidir. Ana kaynak seçilirken sıralı bir yapı sunması, alıştırma içermesi ve seviyeye uygun olması aranmalıdır. Diğer kaynaklar ancak takılınan bir noktada, o konuyu farklı bir anlatımdan dinlemek için devreye alınmalıdır.
Yeni kaynak arama isteği çoğu zaman öğrenme değil, kaçış davranışıdır. Konu zorlaştığında zihin daha kolay ve daha eğlenceli görünen yeni bir başlangıca yönelir. Bu eğilim fark edildiğinde yapılacak şey kaynak değiştirmek değil, zor bölümü daha küçük parçalara bölmektir.
Bilgiyi Kullanmadan Öğrenilmez
İzlemek, okumak ve not almak tanıdıklık hissi yaratır ama bu his öğrenmeyle karıştırılmamalıdır. Bir konuyu bildiğinin tek kanıtı, kaynağa bakmadan uygulayabilmektir. Bu yüzden her öğrenme oturumunun sonunda küçük bir uygulama olmalıdır: dinlenen bölümü kapatıp anlatmayı denemek, öğrenilen kuralla birkaç cümle kurmak, örneği kapatıp benzerini sıfırdan yazmak.
Kendini test etmek konforlu değildir; hatırlayamamak rahatsız edicidir. Ancak öğrenmenin kalıcı hale geldiği yer tam olarak burasıdır. Zorlanarak hatırlanan bilgi, kolayca okunan bilgiden çok daha uzun süre kalır. Bu nedenle iyi bir plan, tekrar okumak yerine tekrar denemek üzerine kurulur.
Düzenli ve Kısa Çalışmak
Haftada bir kez beş saat çalışmak yerine, her gün kırk dakika çalışmak neredeyse her alanda daha iyi sonuç verir. Aralıklı çalışma hem bilgiyi pekiştirir hem de motivasyonun tek bir güne bağlanmasını önler. Belirli bir saati sabitlemek de kararı kolaylaştırır; her gün "bugün çalışsam mı" diye düşünmek zorunda kalmamak, harcanan enerjiyi ciddi biçimde azaltır.
Aksayan günler kaçınılmazdır ve planın onları kaldırabilecek esneklikte olması gerekir. Bir gün atlandığında telafi için ertesi gün iki katı çalışmaya kalkışmak genellikle yeni bir kopuşla sonuçlanır. Daha sağlıklı yaklaşım, atlanan günü kayıp saymayıp ertesi gün normal düzene dönmektir.
İlerlemeyi Görünür Kılmak
Kendi kendine öğrenenlerin en büyük dezavantajı, dışarıdan gelen bir geri bildirim olmamasıdır. Bunu telafi etmenin yolu, ilerlemeyi kayıt altına almaktır. Kısa bir günlük tutmak, çalışılan konuları ve takılınan noktaları yazmak, aylar sonra geriye bakıldığında yol alındığını gösterir. Bu görünürlük, ilerlemenin hissedilmediği durgun dönemlerde bırakmayı önleyen en pratik araçtır.
Mümkünse öğrenileni birine anlatmak da güçlü bir yöntemdir. Anlatmak, bilginin hangi noktasının eksik olduğunu acımasızca ortaya çıkarır. Dinleyecek kimse yoksa, konuyu yazılı olarak sade bir dille açıklamayı denemek benzer etkiyi yaratır.
Sabır ve Gerçekçi Beklenti
Yeni bir alanda ilerleme düz bir çizgi izlemez. Başlangıçta hızlı görünen gelişme bir süre sonra yavaşlar ve uzunca bir dönem yerinde sayıldığı hissi oluşur. Bu dönem bırakmanın en sık yaşandığı aşamadır, oysa çoğu zaman öğrenilenlerin oturduğu evredir. Bu yavaşlamayı baştan beklemek, yaşandığında yeteneksizlik olarak yorumlanmasını önler.
Kendi kendine öğrenmenin özeti şudur: dar bir hedef, tek bir ana kaynak, her oturumda uygulama, düzenli kısa çalışma ve ilerlemeyi kaydetmek. Bu beş madde hiçbir alana özel değildir ve hepsi bugün uygulanabilir. Zor olan yöntemi bulmak değil, ilk heves geçtikten sonra da aynı yöntemi sürdürmektir.