Sebze Kızartmasında Yağ Emmeyi Azaltmanın Yolları
Kızartmada yağ emen sebzelerin sorumlusu çoğu zaman fazla yağ değil, düşük sıcaklıktır. Tencerede doğru dengeyi kurmanın pratik kuralları.
Mert Koral 4 dk okuma
Kızartma, ev mutfağının en çok sevilen ama en çok da suçlanan pişirme yöntemidir. Patlıcanın, kabağın, biberin ya da patatesin kızgın yağda aldığı o altın renk ve çıtır kabuk, hiçbir fırın ayarının tam olarak taklit edemediği bir doku yaratır. Sorun tadın kendisinde değil, tabağa gelen yağ miktarındadır. Aynı tarif, aynı sebze, aynı tencere; ama bir gün tabağın altında göl gibi yağ birikir, başka bir gün sebzeler neredeyse kuru çıkar. Aradaki fark şans değil, birkaç basit fizik kuralına ne kadar uyulduğudur.
Kızartmanın mantığı aslında bir su-yağ takasıdır. Sebzenin içindeki su ısınır, buhara dönüşür ve dışarı kaçar. Bu buhar dışarı çıkarken yağın içeri girmesini engelleyen görünmez bir kalkan işlevi görür. Yağ sıcaklığı yeterince yüksekse buhar hızla ve güçlü biçimde çıkar, sebze yağ almadan pişer. Yağ ılıksa buhar tembelleşir, kalkan zayıflar ve sebze süngerleşerek yağı içine çeker. Yani yağ emmenin baş sorumlusu çoğu zaman fazla yağ değil, az sıcaklıktır.
Yağın sıcaklığı her şeyi belirler
Evde termometre kullanmadan da doğru sıcaklığı yakalamak mümkündür. Yağa atılan küçük bir ekmek parçası ya da bir damla hamur, hemen etrafında canlı ve yoğun kabarcıklar oluşturuyorsa sıcaklık yerindedir. Kabarcıklar cılızsa yağ soğuktur, ekmek saniyeler içinde kararıyorsa yağ fazla kızmıştır. Fazla kızgın yağ da bir sorundur: dışı yanar, içi çiğ kalır ve tencerede duman kokusu birikir.
Sıcaklığı korumanın en pratik yolu tencereyi doldurmamaktır. Bir seferde çok fazla sebze atıldığında yağın ısısı aniden düşer, sebzeler kızarmak yerine haşlanır ve tam da o düşük ısı aralığında yağı emmeye başlar. Sebzeleri az miktarlarda, aralarında boşluk kalacak şekilde kızartmak ilk bakışta daha yavaş görünür ama toplamda hem daha hızlı hem de çok daha temiz bir sonuç verir. Her partiden sonra yağın kendini toparlaması için birkaç saniye beklemek de işe yarar.
Sebzeyi kızartmaya hazırlamak
Yüzeydeki nem, kızartmanın düşmanıdır. Yıkanmış sebzeler doğrudan yağa atıldığında yağ sıçrar, sıcaklık düşer ve kabuk oluşumu gecikir. Doğranmış sebzeleri temiz bir beze veya kağıt havluya yayıp birkaç dakika bekletmek, sonucu belirgin biçimde değiştirir. Patlıcan gibi gözenekli sebzelerde bu adım daha da önemlidir; çünkü patlıcanın süngerimsi yapısı yağı doğal olarak çeker.
Patlıcanın tuzlu suda bekletilmesi eski bir mutfak alışkanlığıdır ve boşuna değildir. Tuzlu su hem sebzenin acısını alır hem de hücrelerdeki suyun bir kısmını dışarı çeker; büzüşen doku yağa daha az yer bırakır. Ancak bekletme sonrası sebzenin iyice sıkılması ve kurulanması şarttır, aksi halde kazanç kayba dönüşür. Kabak ve patates için de aynı mantık geçerlidir: patatesi doğradıktan sonra soğuk suda bekletip nişastasını almak ve ardından kurulamak, hem daha çıtır hem daha az yağlı bir sonuç verir.
İnce bir kaplama işe yarar mı
Un, mısır unu ya da nişasta gibi ince bir kaplama, sebzenin yüzeyinde hızlı kuruyan bir kabuk oluşturur ve yağın içeri sızmasını zorlaştırır. Burada kritik nokta kaplamanın inceliğidir. Kalın hamurlu kaplamalar kendileri birer yağ deposuna dönüşür; asıl istenen, sebzeyi zar gibi saran bir tabakadır. Unlanan sebzelerin fazlasını silkeleyerek yağa atmak, tencerede biriken yanık un kalıntılarını da azaltır.
Kızartma sonrası yapılan işlem de en az pişirme kadar belirleyicidir. Sebzeleri doğrudan tabağa değil, önce süzgeç tel ya da kağıt havlu üzerine almak yüzeydeki yağın akmasını sağlar. Üst üste yığmak yerine tek sıra hâlinde dizmek, alttakilerin buharda kalıp yumuşamasını önler. Sıcakken hafifçe tuzlamak, tuzun yüzeye tutunmasını kolaylaştırır.
Yağ seçimi ve tekrar kullanım
Kızartma için duman noktası yüksek, tadı baskın olmayan yağlar daha uygundur. Yağın miktarı da düşündüğümüzden önemlidir: çok az yağ, sıcaklığı hızla düşürdüğü için paradoksal biçimde daha yağlı bir sonuç doğurabilir. Sebzelerin yarısına kadar gelen, bol ama taşmayan bir yağ seviyesi genellikle en dengeli sonucu verir.
Aynı yağı defalarca kullanmak hem tadı hem dokuyu bozar. Isınmayla birlikte yağın yapısı değişir, duman noktası düşer ve bir sonraki kızartma daha erken kararmaya başlar. Rengi koyulaşmış, kokusu keskinleşmiş ya da soğuduğunda kıvamı belirgin şekilde değişmiş bir yağı ısrarla kullanmak yerine değiştirmek en doğrusudur. Ev mutfağında iyi bir kızartma, pahalı ekipmanla değil; kuru sebze, kızgın yağ, ferah bir tencere ve sabırla elde edilir.